Kendime dedim ki: Fiziki şartları düzelt… Öğretmenlere biraz gayret ver
bu iş olur. Çok şükür oldu da.İlk yıl yani 2010 da 16. Lıktan 11. Liğe çıktık.
Öğretmenlerle arkadaş olduk. Sorunları beraber arkadaşça
konuşuyorduk. Genelde öğretmen odalarına gidiyordum. Eksikleri görüyor,
tamamlıyordum.
Mesela test yaprağı… Nedir ki? Tüm öğrencilere dağıttım. Benim ilgi ve gayretimi gören öğretmen arkadaşlarım ;
işi daha sıkı tutmağa başladılar.
Bakırlı İlköğretim Okulu, İldeki 251 okul içinde 210. sırada İdi. Geçen yıl 59. basamağa yükseldi. Net artışında
 ve performans artışında il birincisi oldular.
Öğretmen arkadaşlarımla beraber çalıştık. Onlarla sorunları arkadaşça tartıştık. Bir sorunu çözerken  ellerinin
uzanamadığı şeyleri aldık getirdik. Anında hizmetlerine verdik.
Okulları  tuvaletlerine kadar  pırıl-pırıl yaptık. Öğrenci bir değeri olduğunu anladı ve bizlere güvendi.
Seviye belirleme sınavlarını çok ciddi yapıyorduk. Herkes samimiyetle kendi çalışmasının aksayan veya iyi giden
yönlerini görüyordu. Sınav sonuçlarını beraber konuşuyor eksikleri beraber saptıyorduk. Öğretmenlerimiz işin
sürekliliğini anladı. Arkalarında olduğumu gördü ve rahat çalışmağa başladı.
Çok samimi bir hava içinde işleri yürütüyorduk. Başarıyı bizzat ödüllendiriyordum. Öğrencilere armağanlarını
bizzat gidip veriyordum. Onlarla arkadaş,ağabey- kardeş havasına giriyordum.
SBS de ilk ona giren öğrencilere her yıl Çeyrek altın veriyorduk. Her okulda her yarışın İlk onunu ilan ediyorduk.
Ve  bir yere resimli ilanlarını asıyorduk. Kasabada ilan ediyorduk. Önceleri pek bakan olmuyordu. Ama sonraları
veliler de ilgilenmeğe başladılar. Öğrenciler yavaş - yavaş yarış havasına giriyordu…
2.yıl yani 2011 de il 5. Si olduk. İşe daha sıkı sarıldık. Ödülleri arttırdık. Kasaba zenginleri de artık yardımcı
olmağa başladı. Kendi çevremden de kaynak temin ettim. Ve genişleyen ödül masraflarını karşıladım.
Beni Bir merak ve heyecan sarmıştı. Başarıyorduk…
Eğitim gönül işidir.Sevgi işidir… Lisedeki tüm öğrencilere her türlü kaynağı temin ettim. Geçen yıl öğrencilerden
19 tanesi 4 yıllık fakülte kazandı. Zaten 50 tane son sınıf vardı.
Başarıyı ilan ettik. Astık kasabanın görünen yerlerine... Basınımız yok. İldeki basın da ne kadar?
Ama ne oldu bilir misiniz? Hayatımın en neşeli en unutamadığım bir anını o zaman yaşadım. Üniversiteyi kazanan
üç kardeşimiz kafa kafaya vermişler ve bana teşekküre gelmişler.
“ Allah razı olsun. Siz olmasaydınız biz kazanamazdık. Sizin yaptığınızı bize babamız yapmadı.
Sağ olun” Dedikleri zaman gözlerim yaşardı.” Olay bu… Yoksa Milli eğitim işini yapsın dersen…
Bu yıl 23 nisandaki yarışmaya bizzat gittim izledim. Orada hayatımın en büyük sevinç ve heyecanını yaşadım.
Çocuklarımın gözlerindeki pırıltıları gördükçe sevinçten uçuyordum.
Kısaca başarımızın sırr:*Çocukları ve eğitim işini sevmek.
*Öğretmene, öğrenciye eğitim işine yakın ilgi.
*Sınavlarda ciddiyet. Genel sınavların haricinde 5, 6 defa da kendimiz deneme sınavı yaptık.
Tam havasında. Ciddi…
*Sınav sonuçlarını enine boyuna öğretmenlerle beraber inceledik. Dersler çıkardık.
*Merak uyandırdık. Okullar ve öğrenciler arasında yarış havası yarattık. Öğrenciye ve öğretmene kıymet verdik.
Ve bu işi sürekli canlı tuttuk.
*Daha da önemlisi bu yaptığımızı maddi ödüllerle görünür hale getirdik. Kalıcı kıldık.
*Çocuklar öğretmenlerine inandı. Öğretmen kardeşlerimiz bize…
*Her öğrenciye yaprak testi. Yarısına yakınına kaynak kitap dağıttık.
*Her okulun öğretmenlerinden biri  olduk.   
Bu başarının büyük ölçüde önderi ilçe kaymakamımız
sayın Orhan ÇİFTÇİ ile konuştuk
foto spor1.jpg
foto spor2.jpg
final1[1].jpg
DSCF5421.JPG
haci uzun il birincisi.jpg
YORUM

İNSAN İKRAH EDİYOR.

Sevgili kardeşlerim.
Türkmen’den döndüm. “Geri çağıracağız!” dediler. Çağırmadılar… Bu arada Basın Yayın Genel Müdürlüğü
beni Bursa’ya seminere gönderdi. Orada “beş yıldız seviyesinde baktılar bize …” Utandım. İnternetim boş
durmasın birkaç sayı yapayım dedim. Ve iki sayı yaptım.
Değişik bir tarz denedim. Okullara, resmi dairelere muhtarlara duyurdum. Haberlerinizden haberimiz olsun.
Yazalım dedim.
Hiç biri Amma hiç biri  Kaale almadı. Beni ciddiye almadılar. Kabahatı kendimde aradım. Pustum.
Benim halkım ise sürekli soruyor ve istiyor. “Hoca gazeteyi çıkar! Çıkar da çıkar!”  Çıkar da nasıl?
Finansörüm Süleyman:”Hazırım hocam.”dedi.  Allah (cc) razı olsun. Tarttım döktüm. Gazete için hazır
değildim. İnterneti de yadsımağa başladım.
Yoruldum mu hayır. Okuyuculara mı küstüm. Hayır. Ya?
Yası şu: toplumun geneli, özellikle okumuş veya bir yerlere gelebilmiş kesimi yani elit diyebileceğimiz
tabaka hazır değil. Benim stilimde bir gazeteye hazır değil. Onlardan pek çoğu çağı yakalamanın peşine
düşmüşler. Havucu yakalarız zannediyorlar.
Derken biri damarıma bastı.

FERİZLİ ŞEHİT HACI UZUN İLKÖĞRETİM OKUL 251 OKUL  ARASINDAN   BİRİNCİ OLMUŞ.
 Vay hem de o burnundan kıl aldırmayan Adapazarlıları geride bırakmış. İşte o zaman bu hazır sayıyı
çıkarayım dedim.  Bir de milli eğitim müdürlüğünün “var mı yok mu” olduğu belli olmayan bir zamanda
bu başarıyı kazanan Öğretmen kardeşlerimi ve onların büyük destekçisi kaymakamı mızı yazayım dedim.
Zira Adapazarı basını; bu olayı pek layikiyle yazmadı. Kendi penceresinden baktı. Kendini duayen ilan etmiş
çakaralmazlar, Kaymakamın çocuklara taktığı ikişer Cumhuriyet altınını,
“yarım altın” diye yazdı. Başarıyı anlatmak yerine küçük ayrıntılara takıldı, ahkam kestiler.
Ve başarılı bir adamı töhmet altında bırakacaklarını fark etmediler. Gerçi onlar için töhmet möhmet
bir tavuk bacağı kadar önemli mi? Bilemeyiz. Ama biz de bu diyarda kürek çektik. Doğrultalım dedik.
 Yazayım tarihe kalsın…

İşte böyle uşaklar. Günahım boynunuza.
kaymakam_1.jpg
Bu yılda da Sakarya  İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile SRT ortaklaşa İlköğretim okulları
arası bilgi ve kültür
yarışması düzenledi.23 nisan 2012 de yapılan finalde; Ferizli Şehit Hacı Uzun
İlköğretim Okulu Sakarya birincisi oldu.
Bu birincilikte elbette ki; öğretmenlerin son üç yıldır süregelen fedakarca
çalışmaları birinci derecede rol oynamıştır.Fakat meslekten olmayan biri daha
var ki: O’nu yeterince anlatmak lazım. Zira bu memlekette böyleleri
az bulunuyor. Kolay yetişmiyor. Bu kardeşimiz;
Ferizli Kaymakamı Sayın Orhan Çiftçi bey’dir.
IMG_9280.JPG
sdf.jpg
sder.jpg
Kendileriyle aşağıda okuyacağınız kısa bir söyleşi yaptım.
Sordum: Ferizli’de göreve başladığınızda eğitim aziyetini nasıl buldunuz?
Göreve başladığım zaman Ferizli eğitimde SBS sınavlarına göre;
Sakarya’da 16 ilçe arasında 14. İdi Zaten Sakarya da diğer iller
arasında 50. sıralarda geziniyordu. Oysa bu ilde sosyo ekonomik durum;
 daha yukarı seviyeleri  kaldıracak yapıdaydı.
Keşkeler:

1-Varlıklı vatandaşlar ödüllendirme noktasında daha duyarlı olsalar.
 Bir kaçı dışında kimsenin aldırdığı yok. Ben kendi hemşerilerime ve çevreme
el açtım.
2- Basın biraz daha dikkatli olsa. Alışkanlık mıdır nedir? Küçük altın çeyrek
altın yazıp geçiyorlar.
Oysa ben özellikle gösterdim. Ve ikişer tam altın taktığımı vurguladım.
Belki önemli değilmiş gibi görünür ama; bana o altınları veren vatandaş
demez mi ki: “ Hepsini takmadı. Ne yaptı acaba?
İşin bundan sonrası önemli. Çıta yükseldi. Ben gidiyorum. İnşallah devamı
gelecektir.
Mihriban Tekinbaş, Serkan Kuş, Serhat Küçükdemir, Osman Özdemir.
Bu kardeşlerimizden kurulu ekibimiz  bizim
Yüzümüzü güldürdü. Ve onların çilekeş ve de fedakar öğretmenleri…
Dileğim bu yükselen çıtadan yeni öğrencilerin atlaması ve Ferizli’nin
başarısının uzun yıllar devam etmesidir.Baki kalan gök kubbede hoş bir
seda imiş. Biz o hoş sedayı bırakabildikse ne mutlu …